Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İnsanların İç Dünyasını Fazla Hissetmek

Resim
  (Başkalarının duygularını taşımak nasıl bir şey?)     Bazı insanlar karşısındaki insanı dinler. Bazıları ise sadece dinlemez…     Hisseder.     Söylenen kelimeleri değil, o kelimelerin arkasındaki duyguyu duyar. Birinin sesindeki küçük bir kırılma, gözlerindeki kısa bir kaçış, cümlelerin arasına sıkışmış bir boşluk... Hepsi bir şey anlatır. Ve sen sadece duymazsın.     Alırsın. Hissetmek mi, Yüklenmek mi?      İnsanların iç dünyasını fazla hissetmek çoğu zaman “empati” olarak adlandırılır. Ama bu durum bazen empatiyi aşar. Çünkü burada sadece anlamak yoktur.  Taşımak vardır.  Birine bakarsın. Onun iyi olmadığını anlarsın. Ama bu bilgi zihinde kalmaz. Duyguya dönüşür. Ve bir süre sonra o duygunun ağırlığı sana geçer. Sanki o an sadece onun hikayesini anlamazsın,  yaşamaya başlarsın. Göz Teması Neden Yorucu Olur?    Bazı insanlar için göz teması basit bir iletişim aracıdır. Ama bazı zihinler için bu bir...

DEHB Sadece Dikkat Eksikliği mi?

Resim
DEHB(Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) NEDİR?     Günlük hayatta sıkça duyduğumuz ama çoğu zaman yüzeysel şekilde anlaşılan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) , aslında bir “dikkat problemi”nden çok daha fazlasıdır. Bu durum; düşünme biçimini, duyguları, motivasyonu ve hatta kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi derinden etkileyen bir nöroçeşitlilik halidir. Dışarıdan bakıldığında basit alışkanlıklar ya da kişisel eksiklikler gibi yorumlanan birçok davranış, içeride bambaşka bir zihinsel yoğunluğun ve görünmeyen bir mücadelenin sonucudur. Bu yazı, DEHB’yi tanımlamak kadar onu hissettirmeyi ve içeriden nasıl yaşandığını anlatmayı amaçlıyor?        Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ’nu anlatmaya çalıştığımda insanların beni gerçekten anlayıp anlamadığından hiçbir zaman emin olamıyorum. Genelde başlarını sallıyorlar, “anlıyorum” diyorlar ama o bakıştan şunu hissediyorum: Aslında ne demek istediğimi tam olarak bilmiyorlar. Ha...

AuDHD Nedir? Günlük hayatta nasıl hissedilir?

Resim
  AuDHD’li Olarak Hissettiklerim (Olmak istediğim kişi ile olmam gereken kişi arasında)     Sabah işe gitmek için evden çıktığım anda bir şey değişiyor. Sanki evde bıraktığım kişi benmişim de, dışarı çıktığımda başka biri olmam gerekiyormuş gibi.  Olmak istediğim gibi değil, olmam gerektiği gibi davranıyorum.  Bu bir tercih değil, bir gereklilik gibi.  Ve zamanla şunu fark ettim:       Ben aslında konuşkan biri değilmişim, kendimi konuşmak zorundaymışım gibi  hissettiğim için konuşuyormuşum. Tabi bazen de saçmalıyormuşum.          İstesem, işe gidip zorunlu durumlar dışında kimseyle konuşmadan, gülümsemeden, bağ kurmadan eve dönebilirim. Hatta bunu yapabileceğimi çok net biliyorum. Küçükken de böyleydim. Ailem bu yüzden beni doktora bile götürmüştü.  Ama bir noktada şunu düşündüm:  “Madem benden bu bekleniyor, o zaman onların istediği gibi davranırım.”  Ve öyle de oldu. Sosyal Davranış Bir Tercih ...

Neden Zihnim Hiç Susmuyor?

  (Sürekli çalışan bir zihnin içinden)      Bazı insanlar için düşünceler gelir ve gider. Bir konu düşünülür, kapanır ve yerini başka bir şeye bırakır. Ama bazı zihinler için bu böyle değildir. Düşünceler bitmez. Sadece şekil değiştirir. Bir konu kapanmadan diğeri açılır. Bir düşünce biter gibi olurken, başka bir ihtimal ortaya çıkar. Ve günün bir noktasında şu soru belirir: Neden zihnim hiç susmuyor? Zihin Sessiz Kalmak İçin Tasarlanmadı mı?      Aslında her zihin düşünür. Ama her zihin aynı yoğunlukta düşünmez.  Bazı zihinler daha sade çalışır. Bazıları ise aynı anda birden fazla katmanda işlem yapar. Analitik bir zihin için düşünmek sadece bir eylem değildir. Bu, zihnin varsayılan çalışma şeklidir. Sürekli Açık Kalan Sekmeler     Bazen zihni bir bilgisayar gibi düşünmek daha açıklayıcı olur. Çoğu insan birkaç sekmeyle çalışır. Ama bazı zihinlerde aynı anda onlarca sekme açıktır: geçmişte söylenen bir cümle gün içinde yaşanan bir olay ...

Aşırı Düşünmemiz Farklı Çalışan Bir Zihin mi?

Resim
  (Analitik bir zihnin içinden)      Bazı insanlar bir olay yaşar ve devam eder. Bir konuşma olur, konu kapanır ve hayat akışına döner.  Ama bazı zihinler için olaylar orada bitmez. Bir cümle tekrar düşünülür. Bir mimik analiz edilir. Bir konuşma saatler sonra bile zihnin içinde yeniden oynatılır. Ve o noktada şu soru ortaya çıkar: Bu aşırı düşünmek mi, yoksa sadece farklı çalışan bir zihin mi? Zihinler Aynı Şekilde Çalışmaz     Toplum genellikle tek bir düşünme biçimini “normal” kabul eder. hızlı karar veren fazla analiz etmeyen geçmişte takılmayan     Ama gerçekte insan zihni bundan çok daha çeşitlidir.  Bazı zihinler hızlı ve yüzeysel çalışır.  Bazıları ise derin ve analitik .  Analitik zihinler bir olayı sadece yaşamaz.  Aynı zamanda parçalarına ayırır, anlamaya çalışır ve bağlantılar kurar. Analiz Eden Beyin      Analitik düşünme çoğu zaman şöyle çalışır:       Bir olay olur →zihin olayı...

Günün Sonunda Zihnin Yanması

Resim
  (AuDHD’li bir zihnin akşam hali)      Bazı insanlar için günün sonu sadece yorgunluktur. Benim için ise çoğu zaman başka bir şeydir. Sanki gün boyunca çalışan zihnim akşam olduğunda aşırı ısınmış bir bilgisayar gibi davranır.  Sessizlik ister. Işık az olsun ister. Kimse konuşmasın ister. Ve içimde çok tanıdık bir his belirir: Zihnim yanmış gibi.  Gün Boyunca Çalışan Arka Plan Programı      Birçok insan gün içinde yaşanan olayları yaşar ve devam eder. Ama analitik bir zihin çoğu zaman olayları sadece yaşamaz, aynı zamanda analiz eder . Bir konuşma… Bir mimik… Bir ortam değişikliği…     Zihin bunların hepsini kaydeder.  Bu durum özellikle Attention Deficit Hyperactivity Disorder (DEHB) ve Autism Spectrum Disorder (Otizm spektrumu) özelliklerinin birlikte görüldüğü AuDHD’li kişilerde daha yoğun yaşanabilir. Çünkü bu zihinler genellikle: Detayları daha hızlı fark eder. Davranışları analiz eder. Ortamdan gelen uyaranları daha y...

Sosyal Ortamlarda Rol Yapıyormuş Gibi Hissetmek

Resim
  (AuDHD’li bir zihnin sosyal deneyimi)     Bazı insanlar için sosyal ortamlar doğaldır. Konuşmalar akışında ilerler, mimikler kendiliğinden gelir, insanlar ne zaman güleceklerini ya da ne söyleyeceklerini düşünmek zorunda kalmaz.  Benim için ise sosyal ortamlar çoğu zaman küçük bir sahne gibidir.  Sanki görünmeyen bir senaryo vardır ve ben o senaryoyu anlık olarak çözmeye çalışırım.  Ve bazen kendime şu soruyu sorarım:    Ben gerçekten doğal mı davranıyorum, yoksa sadece doğru rolü mü oynuyorum? Sosyal Davranışları Öğrenmek AuDHD’li birçok insan için sosyal davranışlar her zaman içgüdüsel değildir.  Hem Attention Deficit Hyperactivity Disorder (DEHB) hem de Autism Spectrum Disorder (Otizm spektrumu) özellikleri sosyal deneyimi farklı şekilde etkileyebilir.  Bu nedenle bazı kişiler sosyal davranışları zamanla gözlemleyerek öğrenir . İnsanlar ne zaman gülüyor? Ne zaman ciddi oluyorlar? Bir espriye nasıl tepki veriliyor? Göz teması ne ka...

Her Şeyi Fazla Analiz Etmek Normal Mi?

Resim
      Bazı insanlar bir odaya girer ve sadece odayı görür. Ben ise bir odaya girdiğimde hikâyeyi görürüm. Masadaki tozun nasıl biriktini, sandalyenin hangi yöne çekildiğini, birinin konuşurken gözünü kaçırdığı anı… Hepsi bir veri gibi zihnime kaydolur. Birkaç saniye içinde insanlar, ortam ve ilişkiler hakkında küçük bir analiz başlar. Bazen bunun farkında bile olmam. Zihnim otomatik olarak çalışır. Ve çoğu zaman şu soruyu sorarım: Her şeyi bu kadar analiz etmek normal mi? Analiz Eden Bir Beyinle Yaşamak     AuDHD, yani Attention Deficit Hyperactivity Disorder (DEHB) ve Autism Spectrum Disorder (Otizm spektrumu) özelliklerinin birlikte bulunması demek. Bu iki nörolojik yapı birleştiğinde ortaya ilginç bir zihin profili çıkabiliyor. Otistik taraf detayları yakalar DEHB tarafı çok hızlı bağlantılar kurar     Sonuç olarak zihin bazen küçük bir ipucundan koca bir senaryo kurabilir.  Birinin ses tonundaki değişim…  Masadaki bir eşyanın yerinin de...

İnsanları Fazla Analiz Etmek Neden Bu Kadar Yoruyor?

Resim
         Bazen birinin söylediklerini sadece duymuyorum. Altındaki anlamı arıyorum. Ne demek istedi? Gerçekten bunu mu kastetti? Söylediğiyle hissettiği aynı mı?  Ses tonu, mimikler, duraksamalar… Hepsi zihnime ayrı ayrı kaydoluyor.  Ve çoğu zaman bu otomatik oluyor. Özellikle yapmaya çalışmıyorum.  Zihnim zaten bunu yapıyor.  Bir süre sonra şunu fark ediyorum:  Ben konuşmayı değil, insanı analiz ediyorum.Birine bakınca sadece söylediklerini duymuyorum. Gergin mi? Üzgün mü? Samimi mi? Rol mü yapıyor? Bir şey saklıyor mu?    Hepsini aynı anda okumaya çalışıyorum.  Bu bir beceri gibi görünebilir.  Ama sürekli açık kaldığında yorucu bir şeye dönüşüyor.  Çünkü zihnin hiç “boşta” kalmıyor.  Çoğu insan bir sohbeti yaşar ve bırakır.  Ama analiz eden zihin bırakmaz.  Konuşma bittikten sonra da çalışmaya devam eder: “Orada aslında ne oldu?” “Benimle ilgili ne düşündü?” “Davranışı değişti...