Kayıtlar

zihinsel yorgunluk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Aşırı Empati Bir Yük Olabilir mi? Hissetmenin Ağırlığı Üzerine

Resim
  “Aşırı empati bir yük olabilir mi? Başkalarının duygularını yoğun hissetmenin zihinsel ve duygusal etkilerini, empati yorgunluğunu ve sınır koyma yollarını keşfedin.”       Empati genellikle olumlu bir özellik olarak anlatılır. Başkalarını anlayabilmek, onların duygularını hissedebilmek, destek olabilmek… Bunların hepsi değerli ve insani beceriler.  Ama çok az konuşulan bir tarafı var:    Empati bazen yorabilir. Hatta bazen bir yük haline gelebilir. Peki nasıl olur da “iyi” bir şey insanı bu kadar tüketebilir? Empati Nedir?      Empati , bir başkasının duygularını anlama ve kısmen hissetme kapasitesidir. Bu iki farklı şekilde ortaya çıkar: Bilişsel empati: Karşındaki kişinin ne hissettiğini anlamak Duygusal empati: O duyguyu kendi içinde de hissetmek    Sorun genelde ikinci noktada başlar. Çünkü hissetmek, anlamaktan çok daha fazla enerji gerektirir. Aşırı Empati Nedir?       Aşırı empati, başkalarının d...

Günün Sonunda Zihnin Yanması

Resim
  (AuDHD’li bir zihnin akşam hali)      Bazı insanlar için günün sonu sadece yorgunluktur. Benim için ise çoğu zaman başka bir şeydir. Sanki gün boyunca çalışan zihnim akşam olduğunda aşırı ısınmış bir bilgisayar gibi davranır.  Sessizlik ister. Işık az olsun ister. Kimse konuşmasın ister. Ve içimde çok tanıdık bir his belirir: Zihnim yanmış gibi.  Gün Boyunca Çalışan Arka Plan Programı      Birçok insan gün içinde yaşanan olayları yaşar ve devam eder. Ama analitik bir zihin çoğu zaman olayları sadece yaşamaz, aynı zamanda analiz eder . Bir konuşma… Bir mimik… Bir ortam değişikliği…     Zihin bunların hepsini kaydeder.  Bu durum özellikle Attention Deficit Hyperactivity Disorder (DEHB) ve Autism Spectrum Disorder (Otizm spektrumu) özelliklerinin birlikte görüldüğü AuDHD’li kişilerde daha yoğun yaşanabilir. Çünkü bu zihinler genellikle: Detayları daha hızlı fark eder. Davranışları analiz eder. Ortamdan gelen uyaranları daha y...

İnsanları Fazla Analiz Etmek Neden Bu Kadar Yoruyor?

Resim
         Bazen birinin söylediklerini sadece duymuyorum. Altındaki anlamı arıyorum. Ne demek istedi? Gerçekten bunu mu kastetti? Söylediğiyle hissettiği aynı mı?  Ses tonu, mimikler, duraksamalar… Hepsi zihnime ayrı ayrı kaydoluyor.  Ve çoğu zaman bu otomatik oluyor. Özellikle yapmaya çalışmıyorum.  Zihnim zaten bunu yapıyor.  Bir süre sonra şunu fark ediyorum:  Ben konuşmayı değil, insanı analiz ediyorum.Birine bakınca sadece söylediklerini duymuyorum. Gergin mi? Üzgün mü? Samimi mi? Rol mü yapıyor? Bir şey saklıyor mu?    Hepsini aynı anda okumaya çalışıyorum.  Bu bir beceri gibi görünebilir.  Ama sürekli açık kaldığında yorucu bir şeye dönüşüyor.  Çünkü zihnin hiç “boşta” kalmıyor.  Çoğu insan bir sohbeti yaşar ve bırakır.  Ama analiz eden zihin bırakmaz.  Konuşma bittikten sonra da çalışmaya devam eder: “Orada aslında ne oldu?” “Benimle ilgili ne düşündü?” “Davranışı değişti...

HERKES YAŞIYOR GİBİ AMA BEN DAHA FAZLA YORULUYORUM

Resim
       Uzun zamandır içimde tarif edemediğim bir his var. Sanki herkes hayatı daha kolay yaşıyor, ben ise aynı şeyleri yaşarken daha fazla düşünüyorum, daha fazla yoruluyorum, daha fazla hissediyorum. Ortamlarda bulunuyorum ama ait hissetmiyorum.İnsanlarla konuşuyorum ama zihnim hep bir adım geride, her şeyi analiz ediyor. Bir kelimeyi, bir bakışı, bir sessizliği… hepsini fark ediyorum.       İnsanlar konuşurken sanki zihnim başka bir yere kayıyor. Onlara odaklanmaya çalışıyorum ama aynı anda aklımdan geçen diğer düşünceleri de kaçırmamaya, onları da takip etmeye uğraşıyorum. Bir yandan da karşımdaki kişinin jest ve mimiklerini okumaya çalışıyorum; ne hissediyor, söyledikleriyle hissettikleri aynı mı, bunu anlamaya çalışırken zihnim daha da kalabalıklaşıyor.     Ve bu durum sadece belirli anlarda değil; her zaman  her yerde oluyor. İşte, sokakta, bir sohbetin ortasında… Nerede olursam olayım zihnim aynı anda birden fazla kanaldan çalışı...