Sosyal Ortamlarda Rol Yapıyormuş Gibi Hissetmek
(AuDHD’li bir zihnin sosyal deneyimi)
Bazı insanlar için sosyal ortamlar doğaldır.
Konuşmalar akışında ilerler, mimikler kendiliğinden gelir, insanlar ne zaman güleceklerini ya da ne söyleyeceklerini düşünmek zorunda kalmaz. Benim için ise sosyal ortamlar çoğu zaman küçük bir sahne gibidir. Sanki görünmeyen bir senaryo vardır ve ben o senaryoyu anlık olarak çözmeye çalışırım. Ve bazen kendime şu soruyu sorarım:
Ben gerçekten doğal mı davranıyorum, yoksa sadece doğru rolü mü oynuyorum?
Sosyal Davranışları Öğrenmek
AuDHD’li birçok insan için sosyal davranışlar her zaman içgüdüsel değildir. Hem Attention Deficit Hyperactivity Disorder (DEHB) hem de Autism Spectrum Disorder (Otizm spektrumu) özellikleri sosyal deneyimi farklı şekilde etkileyebilir. Bu nedenle bazı kişiler sosyal davranışları zamanla gözlemleyerek öğrenir.
İnsanlar ne zaman gülüyor?
Ne zaman ciddi oluyorlar?
Bir espriye nasıl tepki veriliyor?
Göz teması ne kadar sürmeli?
Bunlar çoğu kişi için otomatik olan şeylerdir.
Ama analitik bir zihin için bunlar bazen çözülmesi gereken küçük sosyal kodlar gibi olabilir.
Sosyal Maskeler
Psikolojide buna bazen masking denir. Yani kişinin gerçek iç deneyimi ile dışarıya gösterdiği davranış arasında küçük bir fark oluşması.
Kişi aslında:
yorgun olabilir
konuşmak istemiyor olabilir
ortamdan bunalmış olabilir
Ama dışarıdan bakıldığında gayet sosyal görünür. Çünkü zihin, ortamın beklediği davranışı hızlıca üretir. Bir anlamda kişi şunu yapar: Ortamın sosyal diline uyum sağlar.
Neden Rol Yapıyormuş Gibi Hissedilir?
Bunun birkaç nedeni olabilir. Birincisi, AuDHD’li insanlar genellikle yüksek gözlem becerisine sahiptir. İnsanların davranışlarını, mimiklerini ve ses tonlarını analiz ederler. Bu da sosyal etkileşim sırasında zihnin arka planda sürekli çalışmasına neden olabilir.
İkincisi, sosyal ortamlar bazen zihinsel olarak yorucu olabilir. Gürültü, fazla konuşma, çok fazla sosyal sinyal… Bütün bunlar beyni hızlı bir veri akışıyla karşı karşıya bırakabilir. Bu yüzden kişi bazen şöyle hissedebilir: “Sanki bir oyunun içindeyim ve rolümü doğru oynayıp oynamadığımı kontrol ediyorum.”
Diyelim ki karşımızda biri var, konuşuyor. Bir yandan onu dinliyor gibi görünmek ve cevap vermek zorundayız öte yandan da bulunduğumuz ortamda bir anda beynimize hücum eden tüm ses ve görüntüyle baş etmek zorundayız. Çünkü dikkat aynı anda her yerde... Bundan dolayı kalabalık ve gürültü bizim için dayanılması güç unsurlardır.
Bu Sahte Olmak mı?
Çoğu insan ilk başta bunu böyle düşünebilir.Ama aslında bu sahte olmak değildir. Bu, sadece farklı bir sosyal adaptasyon biçimidir. Bazı insanlar sosyal davranışları içgüdüsel olarak yapar.Bazıları ise gözlemleyerek öğrenir. İki yol da aslında insan davranışının bir parçasıdır.
Maskenin Yorgunluğu
Ancak uzun süre sosyal maske kullanmak yorucu olabilir. Çünkü kişi aynı anda iki şeyi yönetir:
dışarıdaki sosyal etkileşim
içerideki zihinsel analiz
Bu yüzden birçok AuDHD’li insan sosyal bir günün ardından yoğun bir yalnızlık ihtiyacı hissedebilir. Sessizlik, yalnızlık ve sakin ortamlar zihnin yeniden dengelenmesine yardımcı olur.
Belki de Sorun Rol Yapmak Değildir
Belki sorun şudur:
Toplum çoğu zaman tek bir sosyal davranış biçimini “doğal” kabul eder. Oysa insanların sosyal deneyimleri farklıdır.
- Bazı insanlar konuşarak bağ kurar.
- Bazıları gözlemleyerek.
- Bazıları kalabalıkta enerji kazanır.
- Bazıları ise ancak yalnız kaldığında yeniden nefes alabilir.
Bu yüzden bazen kendime şu soruyu soruyorum: Belki de mesele rol yapmak değildir. Belki de mesele, herkesin sosyal dilinin aynı olmamasıdır.

Yorumlar
Yorum Gönder