Kayıtlar

Neden Herkes Kadar Hafif Yaşayamıyorum?

Resim
(Derin hisseden bir zihnin içinden)      Bazı insanlar hayatı daha hafif yaşar gibi görünür. Olan olur, biter ve devam ederler. Bir tartışma yaşarlar, unutur giderler. Bir şey hissederler ama o his uzun süre kalmaz. Benim için ise böyle değil. Bir olay yaşandığında… o olay bitmez. Zihnimde kalır, büyür, parçalanır , yeniden kurulur.Ve çoğu zaman kendime şu soruyu sorarım: Neden herkes kadar hafif yaşayamıyorum? Hafiflik Bir Seçim mi?    Dışarıdan bakıldığında öyle görünebilir. “Sana ne, boş ver.” “Takma bu kadar.” “Herkes yaşıyor, geçiyor.”      Ama bazı zihinler için bu cümleler çalışmaz. Çünkü mesele “takmak” değildir. Mesele, zihnin nasıl çalıştığıdır. Derin İşleyen Bir Zihin     Bazı zihinler yüzeyde kalır. Bazıları ise derine iner. Bir olay olduğunda: sadece ne olduğu değil, neden olduğu, nasıl olduğu, başka nasıl olabileceği hepsi düşünülür. Bu sadece düşünmek değil,  anlamlandırma ihtiyacıdır. Fazla Hissetmek     ...

Duygusal Yorgunluk Nedir?

Resim
  (Zihnin değil, duyguların yorulduğu an)     Bazı yorgunluklar uyuyunca geçer. Bazıları tatille azalır.  Ama bazı yorgunluklar vardır ki…  dinlenmek bile yetmez.  Çünkü sorun bedeninde değildir.  Duygularındadır.  Ve o an şunu fark edersin: Yorgunum… ama nedenini tam açıklayamıyorum.  Duygusal Yorgunluk Nedir?      Duygusal yorgunluk, kişinin uzun süre boyunca yoğun duygusal yük altında kalması sonucu oluşan bir tükenmişlik halidir.  Bu durum genellikle Emotional Exhaustion olarak tanımlanır ve özellikle tükenmişlik sendromunun temel bileşenlerinden biridir.  Kişi fiziksel olarak çalışmamış olsa bile,  duygusal olarak “tükenmiş” hissedebilir.  Nasıl Oluşur?      Duygusal yorgunluk tek bir olayla değil,  birikimle oluşur. sürekli düşünmek başkalarının duygularını taşımak kendini sürekli kontrol etmek bastırılan duygular        Zamanla zihinde ve bedende bir yük oluştu...

İnsanların İç Dünyasını Fazla Hissetmek

Resim
  (Başkalarının duygularını taşımak nasıl bir şey?)     Bazı insanlar karşısındaki insanı dinler. Bazıları ise sadece dinlemez…     Hisseder.     Söylenen kelimeleri değil, o kelimelerin arkasındaki duyguyu duyar. Birinin sesindeki küçük bir kırılma, gözlerindeki kısa bir kaçış, cümlelerin arasına sıkışmış bir boşluk... Hepsi bir şey anlatır. Ve sen sadece duymazsın.     Alırsın. Hissetmek mi, Yüklenmek mi?      İnsanların iç dünyasını fazla hissetmek çoğu zaman “empati” olarak adlandırılır. Ama bu durum bazen empatiyi aşar. Çünkü burada sadece anlamak yoktur.  Taşımak vardır.  Birine bakarsın. Onun iyi olmadığını anlarsın. Ama bu bilgi zihinde kalmaz. Duyguya dönüşür. Ve bir süre sonra o duygunun ağırlığı sana geçer. Sanki o an sadece onun hikayesini anlamazsın,  yaşamaya başlarsın. Göz Teması Neden Yorucu Olur?    Bazı insanlar için göz teması basit bir iletişim aracıdır. Ama bazı zihinler için bu bir...

DEHB Sadece Dikkat Eksikliği mi?

Resim
DEHB(Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) NEDİR?     Günlük hayatta sıkça duyduğumuz ama çoğu zaman yüzeysel şekilde anlaşılan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) , aslında bir “dikkat problemi”nden çok daha fazlasıdır. Bu durum; düşünme biçimini, duyguları, motivasyonu ve hatta kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi derinden etkileyen bir nöroçeşitlilik halidir. Dışarıdan bakıldığında basit alışkanlıklar ya da kişisel eksiklikler gibi yorumlanan birçok davranış, içeride bambaşka bir zihinsel yoğunluğun ve görünmeyen bir mücadelenin sonucudur. Bu yazı, DEHB’yi tanımlamak kadar onu hissettirmeyi ve içeriden nasıl yaşandığını anlatmayı amaçlıyor?        Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ’nu anlatmaya çalıştığımda insanların beni gerçekten anlayıp anlamadığından hiçbir zaman emin olamıyorum. Genelde başlarını sallıyorlar, “anlıyorum” diyorlar ama o bakıştan şunu hissediyorum: Aslında ne demek istediğimi tam olarak bilmiyorlar. Ha...

AuDHD Nedir? Günlük hayatta nasıl hissedilir?

Resim
  AuDHD’li Olarak Hissettiklerim (Olmak istediğim kişi ile olmam gereken kişi arasında)     Sabah işe gitmek için evden çıktığım anda bir şey değişiyor. Sanki evde bıraktığım kişi benmişim de, dışarı çıktığımda başka biri olmam gerekiyormuş gibi.  Olmak istediğim gibi değil, olmam gerektiği gibi davranıyorum.  Bu bir tercih değil, bir gereklilik gibi.  Ve zamanla şunu fark ettim:       Ben aslında konuşkan biri değilmişim, kendimi konuşmak zorundaymışım gibi  hissettiğim için konuşuyormuşum. Tabi bazen de saçmalıyormuşum.          İstesem, işe gidip zorunlu durumlar dışında kimseyle konuşmadan, gülümsemeden, bağ kurmadan eve dönebilirim. Hatta bunu yapabileceğimi çok net biliyorum. Küçükken de böyleydim. Ailem bu yüzden beni doktora bile götürmüştü.  Ama bir noktada şunu düşündüm:  “Madem benden bu bekleniyor, o zaman onların istediği gibi davranırım.”  Ve öyle de oldu. Sosyal Davranış Bir Tercih ...

Neden Zihnim Hiç Susmuyor?

  (Sürekli çalışan bir zihnin içinden)      Bazı insanlar için düşünceler gelir ve gider. Bir konu düşünülür, kapanır ve yerini başka bir şeye bırakır. Ama bazı zihinler için bu böyle değildir. Düşünceler bitmez. Sadece şekil değiştirir. Bir konu kapanmadan diğeri açılır. Bir düşünce biter gibi olurken, başka bir ihtimal ortaya çıkar. Ve günün bir noktasında şu soru belirir: Neden zihnim hiç susmuyor? Zihin Sessiz Kalmak İçin Tasarlanmadı mı?      Aslında her zihin düşünür. Ama her zihin aynı yoğunlukta düşünmez.  Bazı zihinler daha sade çalışır. Bazıları ise aynı anda birden fazla katmanda işlem yapar. Analitik bir zihin için düşünmek sadece bir eylem değildir. Bu, zihnin varsayılan çalışma şeklidir. Sürekli Açık Kalan Sekmeler     Bazen zihni bir bilgisayar gibi düşünmek daha açıklayıcı olur. Çoğu insan birkaç sekmeyle çalışır. Ama bazı zihinlerde aynı anda onlarca sekme açıktır: geçmişte söylenen bir cümle gün içinde yaşanan bir olay ...

Aşırı Düşünmemiz Farklı Çalışan Bir Zihin mi?

Resim
  (Analitik bir zihnin içinden)      Bazı insanlar bir olay yaşar ve devam eder. Bir konuşma olur, konu kapanır ve hayat akışına döner.  Ama bazı zihinler için olaylar orada bitmez. Bir cümle tekrar düşünülür. Bir mimik analiz edilir. Bir konuşma saatler sonra bile zihnin içinde yeniden oynatılır. Ve o noktada şu soru ortaya çıkar: Bu aşırı düşünmek mi, yoksa sadece farklı çalışan bir zihin mi? Zihinler Aynı Şekilde Çalışmaz     Toplum genellikle tek bir düşünme biçimini “normal” kabul eder. hızlı karar veren fazla analiz etmeyen geçmişte takılmayan     Ama gerçekte insan zihni bundan çok daha çeşitlidir.  Bazı zihinler hızlı ve yüzeysel çalışır.  Bazıları ise derin ve analitik .  Analitik zihinler bir olayı sadece yaşamaz.  Aynı zamanda parçalarına ayırır, anlamaya çalışır ve bağlantılar kurar. Analiz Eden Beyin      Analitik düşünme çoğu zaman şöyle çalışır:       Bir olay olur →zihin olayı...