Kayıtlar

aşırı düşünme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

AuDHD Nedir? Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlarız?

Resim
          Son yıllarda daha sık duyulan kavramlardan biri de AuDHD . İlk kez duyan biri için yeni bir tanı gibi gelebilir, ancak AuDHD aslında resmi bir tanı adı değildir. Bu terim, otizm özellikleri ile DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) özelliklerinin aynı kişide birlikte görülmesini anlatmak için kullanılan bir ifade olarak ortaya çıkmıştır.        Uzun yıllar boyunca bu iki profil birbirine zıt yapılar gibi değerlendirildi. Birinin varlığının diğerini dışladığı düşünülüyordu. Ancak günümüzde bazı insanların her iki profile ait özellikleri birlikte yaşayabildiği daha fazla kabul görüyor. Bu nedenle AuDHD, tek bir durumdan çok iki farklı işleyiş biçiminin aynı sistem içinde bulunması gibi düşünülebilir. Bu deneyim dışarıdan bakıldığında bazen çelişkili görünebilir. Bir yan düzen, tekrar ve öngörülebilirlik isteyebilirken; diğer yan yenilik, hareket ve değişim arayabilir. Bir gün plan yapmak rahatlatıcı gelirken, ertesi gün ...

DEHB Felci Nedir? Nasıl Hissettirir?

Resim
          Dışarıdan bakıldığında basit görünür. Yapılması gereken bir iş vardır ama kişi başlayamaz. Zaman geçer, baskı artar, yapılacaklar büyür ama beden hâlâ hareketsizdir. Bu durum çoğu zaman “üşenmek”, “ertelemek” ya da “isteksizlik” olarak yorumlanır. Oysa DEHB felci yaşayan biri için mesele çoğu zaman istememek değil, başlayamamaktır.       DEHB felci, resmi bir tıbbi tanı terimi değildir ancak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan birçok kişinin tarif ettiği yoğun bir zihinsel kilitlenme halini anlatır. Bu durumda kişi ne yapması gerektiğini bilir ama zihni ile eylem arasındaki bağlantı sanki geçici olarak kopmuş gibidir.       Bu deneyim çoğu zaman görünmezdir çünkü dışarıdan kişi yalnızca oturuyor gibi görünür. Ama içeride yoğun bir hareket vardır. Zihin aynı anda onlarca düşünce üretir: yapılması gerekenler, yetişmeyen işler, başlanamayan görevler, suçluluk hissi, zaman baskısı… Tüm bunlar üst üste bindiğind...

Neden Herkes Kadar Hafif Yaşayamıyorum?

Resim
(Derin hisseden bir zihnin içinden)      Bazı insanlar hayatı daha hafif yaşar gibi görünür. Olan olur, biter ve devam ederler. Bir tartışma yaşarlar, unutur giderler. Bir şey hissederler ama o his uzun süre kalmaz. Benim için ise böyle değil. Bir olay yaşandığında… o olay bitmez. Zihnimde kalır, büyür, parçalanır , yeniden kurulur.Ve çoğu zaman kendime şu soruyu sorarım: Neden herkes kadar hafif yaşayamıyorum? Hafiflik Bir Seçim mi?    Dışarıdan bakıldığında öyle görünebilir. “Sana ne, boş ver.” “Takma bu kadar.” “Herkes yaşıyor, geçiyor.”      Ama bazı zihinler için bu cümleler çalışmaz. Çünkü mesele “takmak” değildir. Mesele, zihnin nasıl çalıştığıdır. Derin İşleyen Bir Zihin     Bazı zihinler yüzeyde kalır. Bazıları ise derine iner. Bir olay olduğunda: sadece ne olduğu değil, neden olduğu, nasıl olduğu, başka nasıl olabileceği hepsi düşünülür. Bu sadece düşünmek değil,  anlamlandırma ihtiyacıdır. Fazla Hissetmek     ...

İnsanların İç Dünyasını Fazla Hissetmek

Resim
  (Başkalarının duygularını taşımak nasıl bir şey?)     Bazı insanlar karşısındaki insanı dinler. Bazıları ise sadece dinlemez…     Hisseder.     Söylenen kelimeleri değil, o kelimelerin arkasındaki duyguyu duyar. Birinin sesindeki küçük bir kırılma, gözlerindeki kısa bir kaçış, cümlelerin arasına sıkışmış bir boşluk... Hepsi bir şey anlatır. Ve sen sadece duymazsın.     Alırsın. Hissetmek mi, Yüklenmek mi?      İnsanların iç dünyasını fazla hissetmek çoğu zaman “empati” olarak adlandırılır. Ama bu durum bazen empatiyi aşar. Çünkü burada sadece anlamak yoktur.  Taşımak vardır.  Birine bakarsın. Onun iyi olmadığını anlarsın. Ama bu bilgi zihinde kalmaz. Duyguya dönüşür. Ve bir süre sonra o duygunun ağırlığı sana geçer. Sanki o an sadece onun hikayesini anlamazsın,  yaşamaya başlarsın. Göz Teması Neden Yorucu Olur?    Bazı insanlar için göz teması basit bir iletişim aracıdır. Ama bazı zihinler için bu bir...

İNSANLAR KONUŞURKEN ZİHNİM NEDEN BAŞKA YERLERE GİDİYOR ?

Resim
Kendi Gözlemlerim      Biri benimle konuşurken bazen aynı anda iki yerde oluyormuşum gibi hissediyorum. Karşımdaki kişiyi dinliyorum… ama zihnimin bir kısmı başka bir yerde çalışmaya devam ediyor.Ne söylediğini kaçırmamaya çalışıyorum.Aynı anda aklımdan geçen düşünceleri de kaybetmemeye uğraşıyorum.Bir yandan da jestlerini, mimiklerini, ses tonunu okuyorum. Ne hissediyor? Söyledikleriyle hissettikleri aynı mı? Gerçekten burada mı, yoksa o da mı başka bir yerde?     Bunları fark ettikçe zihnim daha da kalabalıklaşıyor.Ve konuşma bittiğinde yorgun hissediyorum.Bu çoğu insanın yaşadığı bir “dalgınlık” hali değil aslında.Bazı zihinler tek bir şeye odaklanarak çalışmaz. Aynı anda birden fazla kanalı açık tutar. konuşulanlar hisler beden dili ortam iç ses Hepsi birlikte işlenir. Bu yüzden dışarıdan bakıldığında “sadece dinliyor” gibi görünürsün ama içeride yoğun bir işlem vardır.Ve bu işlem fark edilmeden yorucudur. Zamanla şu olur: Konuşmanın ke...