İnsanların İç Dünyasını Fazla Hissetmek

 

(Başkalarının duygularını taşımak nasıl bir şey?)

    Bazı insanlar karşısındaki insanı dinler. Bazıları ise sadece dinlemez…

    Hisseder.

    Söylenen kelimeleri değil, o kelimelerin arkasındaki duyguyu duyar. Birinin sesindeki küçük bir kırılma, gözlerindeki kısa bir kaçış, cümlelerin arasına sıkışmış bir boşluk... Hepsi bir şey anlatır. Ve sen sadece duymazsın.

    Alırsın.

Hissetmek mi, Yüklenmek mi?

     İnsanların iç dünyasını fazla hissetmek çoğu zaman “empati” olarak adlandırılır. Ama bu durum bazen empatiyi aşar. Çünkü burada sadece anlamak yoktur. Taşımak vardır. Birine bakarsın. Onun iyi olmadığını anlarsın. Ama bu bilgi zihinde kalmaz. Duyguya dönüşür. Ve bir süre sonra o duygunun ağırlığı sana geçer. Sanki o an sadece onun hikayesini anlamazsın, yaşamaya başlarsın.

Göz Teması Neden Yorucu Olur?

   Bazı insanlar için göz teması basit bir iletişim aracıdır. Ama bazı zihinler için bu bir veri akışıdır. Birine baktığında:

  • ruh hali

  • gerginliği

  • bastırdığı duygular

hepsi bir anda okunur.

     Bu hızlı analiz süreci özellikle Attention Deficit Hyperactivity Disorder (DEHB) ve Autism Spectrum Disorder (Otizm spektrumu) özelliklerinin birlikte görüldüğü AuDHD’li kişilerde daha yoğun yaşanabilir. Çünkü bu zihinler sadece bakmaz, detayları işler. Bu yüzden bazen en kolay çözüm şudur: Daha az bakmak. Çünkü daha az görmek, daha az hissetmek demektir.

Empati Sınır Tanımadığında

     Empati genelde olumlu bir özellik olarak anlatılır. Ama sınırı olmadığında yorucu hale gelir. Birinin üzüntüsünü fark edersin →üzülürsün. Birinin stresini fark edersin →gerilirsin. Birinin içsel karmaşasını hissedersin → zihnin dolmaya başlar. Ve bir noktadan sonra şu olur:

Kendi duygunla başkasının duygusu karışır.

İnsanlardan Kaçmak Değil, Kendini Korumak

     Dışarıdan bakıldığında bu durum yanlış anlaşılabilir.

  •  “Mesafeli”
  •  “soğuk”
  • “insan sevmiyor”

    Ama gerçek çoğu zaman farklıdır. Bu bir kaçış değil. Bir koruma mekanizmasıdır. Çünkü her insanla bağ kurmak, her duyguyu hissetmek demektir. Ve bu sürekli yapılabilecek bir şey değildir.

Neden Yalnızlık Rahatlatır?

     Yalnız kaldığında zihnin sakinleşir. Çünkü artık:

  • analiz edilecek yüz yok

  • çözülecek duygu yok

  • taşınacak yük yok

    Bu yüzden yalnızlık bazı insanlar için boşluk değil,
denge alanıdır.

Fazla Hissetmenin Görünmeyen Tarafı

   İnsanların iç dünyasını fazla hisseden kişiler genelde:

  • iyi dinleyici olur

  • derin bağlar kurabilir

  • insanları kolay anlayabilir 

 Ama bunun görünmeyen bir bedeli vardır: zihinsel ve duygusal yorgunluk. Çünkü bu sadece bir yetenek değil, aynı zamanda sürekli açık bir kanal gibidir.

Belki de Mesele Şu Değil

     Belki mesele fazla hissetmek değildir. Belki mesele şudur: Bu hisleri nereye koyacağımızı bilmemek. Çünkü her hissedilen şey taşınmak zorunda değildir. Ama bazı zihinler bunu otomatik olarak yapar.


Sonuç

     İnsanların iç dünyasını fazla hissetmek… Bu bir zayıflık değil. Bu, yüksek hassasiyetli bir algı biçimi. Ama bu algı doğru yönetilmezse, kişiyi kendinden uzaklaştırabilir. Bu yüzden bazen yapılabilecek en sağlıklı şey:

Bir adım geri çekilmek.
Daha az bakmak.
Daha az yüklenmek.

   Ve şunu hatırlamak: Her hissedilen şey, senin taşımak zorunda olduğun bir şey değildir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HERKES YAŞIYOR GİBİ AMA BEN DAHA FAZLA YORULUYORUM

Duygusal Yorgunluk Nedir?

Neden Herkes Kadar Hafif Yaşayamıyorum?