DEHB ve Reddedilme Hassasiyeti: Neden Bu Kadar Derinden Etkileniyoruz?
Bazı insanlar için eleştiri yalnızca eleştiridir. Birkaç dakika can sıkar ve sonra hayat devam eder. Ancak DEHB yaşayan birçok kişi için aynı durum çok daha yoğun hissedilebilir. Kısa bir mesajın tonu, cevapsız bırakılan bir konuşma, yapılan küçük bir eleştiri ya da dışlanmış gibi hissettiren bir olay günlerce zihinde kalabilir. Bu durum çoğu zaman reddedilme hassasiyeti olarak adlandırılır.
Reddedilme hassasiyeti, kişinin gerçek ya da algılanan eleştirilere, dışlanmaya veya onaylanmamaya karşı normalden daha yoğun duygusal tepki vermesi anlamına gelir. Her DEHB'li birey bunu yaşamaz ancak araştırmalar ve klinik gözlemler, bu deneyimin DEHB topluluğunda oldukça yaygın olduğunu göstermektedir. Burada önemli olan nokta şudur: Kişi yalnızca üzülmez. Bazen yaşadığı duygu fiziksel bir acıya benzeyecek kadar yoğun olabilir. Küçük görünen bir olay, zihinde çok daha büyük bir anlam kazanabilir. Bunun nedenlerinden biri, DEHB'nin yalnızca dikkatle ilgili olmamasıdır. DEHB aynı zamanda duygu düzenleme süreçlerini de etkileyebilir. Beynin duyguları işleme, sakinleştirme ve perspektife oturtma mekanizmaları bazı kişilerde farklı çalışabilir. Bu nedenle yaşanan hayal kırıklıkları daha sert hissedilebilir ve duyguların yatışması daha uzun sürebilir.
Bir başka etken ise geçmiş deneyimler olabilir. Birçok DEHB'li birey çocukluk yıllarından itibaren sık sık eleştirilmiş olabilir. "Daha dikkatli ol", "Neden yine unuttun?", "Biraz düzenli ol", "Daha çok çaba göstermelisin" gibi cümleler yıllar boyunca tekrarlandığında kişi fark etmeden kendisini sürekli değerlendirmeye başlayabilir. Zamanla zihin bir tehdit tarama sistemi geliştirebilir.
- Bir yüz ifadesi.
- Kısa bir cevap.
- Geç gelen bir mesaj.
- Değişen bir ses tonu.
Bunların hepsi olası bir reddedilme işareti gibi algılanabilir. Çünkü geçmiş deneyimler beyne şu mesajı öğretmiş olabilir: "Hata yaparsam kabul edilmeyebilirim." Bu nedenle reddedilme hassasiyeti yaşayan kişiler bazen insanları memnun etmeye çalışabilir, çatışmalardan kaçınabilir ya da tam tersine eleştirilme ihtimali olan ortamlardan uzak durabilirler. Bazıları yeni şeylere başlamaktan çekinebilir çünkü başarısızlık ihtimali yalnızca başarısızlık gibi değil, kişisel bir reddedilme gibi hissedilebilir. Bu durum ilişkilerde de görülebilir. Örneğin bir arkadaşın birkaç saat cevap vermemesi, mantıksal olarak birçok açıklamaya sahip olabilir. Ancak duygusal sistem bazen mantıktan daha hızlı çalışır. Zihin hemen senaryolar üretmeye başlayabilir.
- "Bir şey mi yaptım?"
- "Bana mı kızdı?"
- "Benden sıkıldı mı?"
Bu düşünceler çoğu zaman kişinin gerçekten inandığı şeyler değildir. Daha çok tehdit algılayan bir sistemin otomatik yorumlarıdır. İlginç olan şu ki, reddedilme hassasiyeti yaşayan insanlar genellikle empati düzeyi yüksek kişiler olabilir. İnsanların duygularını, ses tonlarını ve davranışlarındaki küçük değişiklikleri fark etmeye eğilimlidirler. Ancak bu hassasiyet bazen avantaj olmaktan çıkıp zihinsel yük haline gelebilir. Çünkü sürekli analiz etmek yorucudur.
- Her sessizliği yorumlamak.
- Her ifadeyi çözmeye çalışmak.
- Her değişikliği kişisel algılamak.
Bunlar zamanla ciddi bir zihinsel enerji tüketebilir. Bu nedenle reddedilme hassasiyeti zayıflık ya da aşırı alınganlık olarak görülmemelidir. Çoğu zaman bu durum, duygu düzenleme süreçleriyle, geçmiş deneyimlerle ve kişinin dünyayı algılama biçimiyle ilişkilidir. Belki de en önemli farkındalık şudur:
Her yoğun duygu gerçeğin kanıtı değildir.
Bazen hissettiğimiz şey, yaşanan olayın kendisinden değil; geçmişte öğrendiğimiz korkulardan da beslenebilir. Reddedilme hassasiyeti yaşayan birçok kişi zamanla şunu fark eder:
Karşı tarafın davranışı ile zihnin ürettiği hikâye her zaman aynı şey değildir. Ve bazen iyileşme, insanların bizi neden reddettiğini anlamaktan değil; her sessizliği reddedilme olarak yorumlamak zorunda olmadığımızı öğrenmekten geçer.

Yorumlar
Yorum Gönder