DEHB Felci Nedir? Nasıl Hissettirir?

 


        Dışarıdan bakıldığında basit görünür. Yapılması gereken bir iş vardır ama kişi başlayamaz. Zaman geçer, baskı artar, yapılacaklar büyür ama beden hâlâ hareketsizdir. Bu durum çoğu zaman “üşenmek”, “ertelemek” ya da “isteksizlik” olarak yorumlanır. Oysa DEHB felci yaşayan biri için mesele çoğu zaman istememek değil, başlayamamaktır.

      DEHB felci, resmi bir tıbbi tanı terimi değildir ancak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan birçok kişinin tarif ettiği yoğun bir zihinsel kilitlenme halini anlatır. Bu durumda kişi ne yapması gerektiğini bilir ama zihni ile eylem arasındaki bağlantı sanki geçici olarak kopmuş gibidir.


      Bu deneyim çoğu zaman görünmezdir çünkü dışarıdan kişi yalnızca oturuyor gibi görünür. Ama içeride yoğun bir hareket vardır. Zihin aynı anda onlarca düşünce üretir: yapılması gerekenler, yetişmeyen işler, başlanamayan görevler, suçluluk hissi, zaman baskısı… Tüm bunlar üst üste bindiğinde sistem aşırı yüklenebilir. Ve sonuç olarak kişi hareket etmek yerine donup kalabilir. Bu yüzden DEHB felci çoğu zaman bir “tembellik” hissi gibi değil, daha çok zihinsel bir sıkışma hali gibi yaşanır.

        Bazı insanlar bunu görünmez bir duvara çarpmaya benzetir. Yapmak istiyorsundur ama başlayamazsındır. Küçük bir görev bile zihinde devleşebilir. Basit görünen bir eylem için bile yoğun bir içsel enerji gerekebilir. Ve en yorucu kısmı şudur: kişi bunun farkındadır.

       Yani mesele bilinçsiz bir kaçınma değildir. Çoğu zaman kişi yapılması gereken şeyi düşünmeye devam eder. Hatta bazen bütün gün yalnızca onu düşünür ama yine de başlayamaz. Bu da suçluluk hissini artırır. Çünkü dışarıdan bakıldığında çözüm basit gibi görünür: “Sadece başla.” Ama DEHB felci yaşayan biri için sorun tam olarak başlangıç noktasındadır. Bunun nedenlerinden biri, yürütücü işlevler adı verilen bilişsel süreçlerle ilgilidir. Planlama, öncelik belirleme, başlatma ve dikkati sürdürme gibi işlevler, DEHB’de farklı çalışabilir. Görev çok büyük, belirsiz ya da zihinsel olarak ağır algılandığında sistem onu organize etmekte zorlanabilir. Bu durumda beyin görevi işlemeye başlamak yerine adeta askıya alır.

      Bu deneyim bazen fiziksel olarak da hissedilir. Kişi yerinden kalkmakta zorlanabilir, beden ağırlaşmış gibi gelebilir. Yapılması gereken işi düşündükçe kaygı artabilir ama hareket yine de başlamaz. Bu çelişki oldukça yorucudur çünkü kişi hem yapmak ister hem de yapamaz.


      DEHB felci, çoğu zaman yalnızca işle ilgili değildir. Mesajlara cevap vermek, duş almak, yemek hazırlamak ya da sevilen bir hobiye başlamak bile aynı kilitlenmeyi yaratabilir. Çünkü mesele motivasyon eksikliği değil, zihnin eyleme geçiş sürecindeki zorlanmasıdır.

        Özellikle zihinsel yük arttığında bu durum daha yoğun yaşanabilir. Yarım kalan işler, sürekli açık kalan düşünceler ve karar verme baskısı biriktiğinde sistem daha kolay kilitlenir. Bu nedenle bazı insanlar uzun süre hiçbir şey yapmamış gibi görünse bile aslında zihinsel olarak tükenmiş olabilir.

        Bu deneyimin en zor taraflarından biri de yanlış anlaşılmaktır. Çünkü insanlar çoğu zaman sonucu görür ama süreci görmez. Başlayamayan kişiyi isteksiz sanabilirler. Oysa içeride yoğun bir mücadele vardır.  Ve belki de en acı kısmı, kişinin zamanla bunu kendine karşı kullanmaya başlamasıdır.

“Kendimi neden zorlayamıyorum?”

“Neden bu kadar basit bir şeyi yapamıyorum?”

“Neden herkes yapabiliyor da ben yapamıyorum?”

       Bu sorular zamanla öz güveni aşındırabilir. Çünkü kişi yaşadığı şeyi açıklayamadığında, problemi kendi karakterine bağlama eğiliminde olur. Oysa DEHB felci bir karakter sorunu değildir. Bu, beynin görev başlatma ve bilişsel yük yönetimiyle ilgili yaşadığı gerçek bir zorlanmadır. Ve bunu anlamak önemli bir fark yaratır.

       Çünkü insan yaşadığı şeyi isimlendirebildiğinde, kendine bakışı değişmeye başlar. “Tembel”, “dağınık” ya da “yetersiz” olduğu fikrinden uzaklaşıp, zihninin nasıl çalıştığını anlamaya yaklaşır.

       Belki çözüm her zaman kolay değildir. Ama bazen ilk iyileşme, kendini suçlamayı bırakmakla başlar. Çünkü bazı insanlar istemediği için durmaz.Bazı zihinler, aşırı yük altında geçici olarak kilitlenir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HERKES YAŞIYOR GİBİ AMA BEN DAHA FAZLA YORULUYORUM

İnsanların Arasında Yalnız Hissetmek: Kalabalıkta Gelen Sessizlik

Neden Herkes Kadar Hafif Yaşayamıyorum?