DEHB ve Odaklanma Problemi: Dikkat Eksikliği mi, Dikkati Yönetme Zorluğu mu?

 


        DEHB denince insanların aklına genellikle tek bir şey gelir: odaklanamamak. Ancak DEHB yaşayan birçok kişinin anlattığı deneyim, yalnızca “dikkatin dağılması” değildir. Hatta bazen sorun dikkat eksikliği değil; dikkati başlatmak, yönlendirmek, sürdürmek ve gerektiğinde başka bir şeye geçirmekle ilgilidir. Bu ayrım küçük görünse de deneyimi anlamak açısından oldukça önemlidir. Çünkü DEHB’de zihin çoğu zaman boş değildir. Tam tersine, bazen aynı anda çok fazla şey işlemeye çalışıyor olabilir.

       Dışarıdan bakıldığında kişi masanın başında oturuyor, telefona bakıyor ya da işe başlamıyor gibi görünebilir. Ama içeride başka bir şey yaşanıyor olabilir. Yapılması gereken görev, günün planı, başka düşünceler, geçmiş bir konuşma, açlık hissi, odadaki ses, bir fikir, bir endişe… Zihin aynı anda birçok sinyali işlemeye çalışabilir. Bu yüzden odak problemi bazen dikkatin yokluğu değil, dikkatin dağılmış halde bulunması gibi hissedilebilir.

        Bir başka önemli nokta da şudur: DEHB’de odak her zaman düşük değildir. Bazen tam tersi yaşanabilir. Bir konu ilgi çekici, yeni ya da yoğun uyarıcıysa kişi saatlerce onun içinde kalabilir. Buna çoğu zaman hiperfokus denir. Bu durumda zamanın geçtiği fark edilmeyebilir, yemek unutulabilir ya da başka sorumluluklara geçmek zorlaşabilir. Bu yüzden DEHB’de yaşanan şey çoğu zaman “hiç odaklanamamak” değildir. Daha çok şu sorularla ilgilidir:

  • Dikkat nereye gidiyor?
  • Orada ne kadar kalıyor?
  • Ve gerektiğinde yön değiştirilebiliyor mu?

         Odaklanma probleminin bir diğer tarafı da görev başlatma ile ilgilidir. Bazı insanlar yapmak istedikleri şeyi bilir ama başlayamaz. Bu durum dışarıdan erteleme gibi görünür. Oysa içeride yaşanan şey bazen zihinsel kilitlenmeye daha çok benzer. Görev çok büyük görünebilir. Başlangıç noktası belirsiz olabilir. Zihin nereden başlayacağını seçemeyebilir. Ve sonuç olarak kişi hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünse de aslında yoğun bir içsel çaba yaşayabilir.


      Odaklanma yalnızca çalışma ya da üretkenlik meselesi de değildir. Bazı insanlar konuşmalarda dikkati korumakta zorlanabilir. Bazıları kitap okurken aynı satırı tekrar tekrar okuyabilir. Bazıları bir işe odaklandığında çevresini tamamen unutabilir. Bazıları ise sürekli dikkatinin başka bir şeye çekildiğini hissedebilir. Bu nedenle DEHB’de dikkat tek bir biçimde görünmez. Duygular da odak üzerinde etkili olabilir. İlgi, stres, kaygı, sıkılma, merak ya da baskı; dikkatin yönünü değiştirebilir. Özellikle ilgi düşükse başlamak zorlaşabilir. Çünkü dikkat sistemi her zaman “önemli olanı” değil, bazen “daha uyarıcı olanı” seçebilir. Bu yüzden kişi kendine şu cümleleri kurabilir:

“Neden yapmak istediğim şeye odaklanamıyorum?”
“Neden son dakikada çalışabiliyorum?”
“Neden sevdiğim şeylerde saatler geçiyor ama basit işler çok zor geliyor?”

     Bu sorular birçok insan için tanıdık olabilir. Ama önemli olan şu: Bu deneyimler tek başına DEHB olduğu anlamına gelmez. Herkes zaman zaman dikkat dağınıklığı yaşayabilir. Genellikle değerlendirilen şey; bunun ne kadar süredir olduğu, hayatın kaç alanını etkilediği ve günlük işleyiş üzerinde nasıl bir iz bıraktığıdır. Belki de odaklanmayı anlamanın daha doğru yolu şudur: Odak, yalnızca dikkatini bir yerde tutmak değildir. Bazen odak; başlamayı, sürdürmeyi, bırakmayı ve yeniden yönlendirmeyi de içerir.

     Ve bazı zihinler için bu süreç dışarıdan göründüğünden çok daha fazla enerji gerektirebilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HERKES YAŞIYOR GİBİ AMA BEN DAHA FAZLA YORULUYORUM

İnsanların Arasında Yalnız Hissetmek: Kalabalıkta Gelen Sessizlik

Neden Herkes Kadar Hafif Yaşayamıyorum?