Sosyal Ortamlardan Sonra Neden Bu Kadar Yoruluyorum ?

Kendi Gözlemlerim

    Bir ortamdayken çoğu zaman bunu fark etmiyorum. Konuşuyorum, dinliyorum, gülüyorum, tepki veriyorum. Dışarıdan bakıldığında her şey normal görünüyor. Ama ortamdan çıktıktan sonra bir şey değişiyor. Sanki zihnim hâlâ oradaymış gibi hissediyorum. Konuşmalar dönmeye devam ediyor. Yüz ifadeleri aklıma geliyor. Söylediğim bir cümleyi tekrar tekrar düşünüyorum.

  • “Fazla mı konuştum?”
  • “Yanlış bir şey söyledim mi?”
  • “Karşımdaki ne hissetti acaba?”

Bedenim bulunduğum yere geliyor ama zihnim ortamdan hemen çıkamıyor. Ve bu çok yorucu. Bu yorgunluk fiziksel değil. Uyuyunca geçen bir şey de değil. Zihinsel.

   Çünkü bazı insanlar sosyal ortamlarda sadece bulunmaz, aynı zamanda sürekli işlem yapar.

  • Kim ne hissediyor.

  • Ortamın enerjisi nasıl

  • Biri rahatsız mı

  • Bir şey ters mi gitti

  • Nasıl görünüyorsun

  • Nasıl algılanıyorsun

     Bunların hepsi fark edilmeden takip edilir. Ve ortam bittiğinde beyin kapanmaz. İşlem devam eder. İnsanlar genelde bir sohbetten sonra hayatlarına kaldığı yerden devam eder. Ama bazı zihinler sohbeti yanında taşır. Detayları,  hisleri,  söylenmeyenleri. Bu yüzden sosyal bir günün ardından içsel bir yorgunluk oluşur.

  • Kimseyle kavga etmemişsindir.
  • Yoğun bir şey yaşamamışsındır.
  • Ama yine de tükenmiş hissedersin.

    Bir süre sonra şu davranışlar ortaya çıkar: 

  • Daha az ortama girmek istemek.
  • Erken ayrılmak.Kalabalıktan kaçınmak.
  • Yalnız kalınca rahatlamak.

     Bu, insanları sevmemek değildir. Zihnin dinlenmeye ihtiyaç duymasıdır. Çünkü bazı zihinler için sosyal olmak, aynı zamanda sürekli analiz etmek demektir.Ve analiz, enerji tüketir. Zamanla insan kendini suçlamaya başlar.

  • “Neden herkes gibi olamıyorum?”
  • “Neden bu kadar yoruluyorum?”
  • “Neden sadece yaşayıp geçemiyorum?”

   


Oysa mesele zayıflık değildir. Farkındalık bazen bir avantaj gibi görünür ama beraberinde yük getirir. Detayları görmek, hisleri fark etmek, insanların iç dünyasını sezmek… Bunların hepsi güçlü bir algıdır. Ama sürekli açık kaldığında zihni yorar. Belki sen de bir ortamdan çıktıktan sonra hemen toparlanamıyorsun. Belki yalnız kalmadan rahatlayamıyorsun. Belki günün en huzurlu anı, kimseyle konuşmadığın anlar oluyor. Bu yalnızlık isteği değil. Zihnin sessizlik ihtiyacı. Çünkü sürekli çalışan bir sistem, bir noktada kapanmak ister. Ve belki de ilk kez şunu fark etmek gerekiyor: Sen sosyal ortamlardan kaçmıyorsun. Sadece zihnini koruyorsun.      

Çünkü bazı insanlar için en büyük yorgunluk, dışarıda yaşananlar değil; onları içeride işlemeye devam eden zihindir.







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HERKES YAŞIYOR GİBİ AMA BEN DAHA FAZLA YORULUYORUM

Duygusal Yorgunluk Nedir?

Neden Herkes Kadar Hafif Yaşayamıyorum?