​Planlarsam Yapamam: AuDHD Zihninde Motivasyonun Garip Halleri





     Bu görselle de mükemmelliyetçiliğime bir gol atmak istedim. 😁

Uzun zamandır bloğuma bir şeyler yazamıyorum. Bunu yayınlama tarihlerinden çok net görebilirsiniz. Sorun yazılacak bir şey olmaması değil; sizinle paylaşmak istediğim o kadar çok şey var ki... Bilgisayar açık, masaya oturuyorum ama bir türlü yazamıyorum. İstiyorum, sorun bu da değil. Hatta yazmak için zihnen harcadığım enerjiyi ve zamanı aranızdan bazıları çok iyi tahmin eder. Bu zamanın öylece akıp gitmesi korkunç bir vicdan azabı yaratıyor ve yarım kaldığı için günlerce, hatta aylarca zihnimden çıkmıyor.

    Peki bunu şu an nasıl yazıyorum? Motivasyonum ne oldu?

   Eve geldim; gelirken aklımda hiçbir plan yoktu. Kapıdan girince mutfak lavabosunun tıkalı olduğu aklıma geldi ve hiç düşünmeden harekete geçtim. Önce metal bir çubuk denedim, aynı anda ocağa kaynaması için su koydum. Bu arada uzun süredir konuşamadığım annemi aradım; bir yandan onunla konuşup bir yandan lavabo açıcıyı ve kaynar suyu döktüm. O iş tamam, sorun çözüldü.

    Sonra 5 dakikada yemeğimi hazırlayıp masaya koydum ama tabii ki hemen yiyemedim. Ne yaptım? Telefonda konuşmaya devam ederken kıyafetleri katladım. Annemle konuşmam bitince bu kez aynı sebepten kız kardeşimi aradım; onunla konuşurken yemeği yedim. Güya üstümü değiştirip duş alacaktım ama bilin bakalım ne oldu? Hâlâ duş alamadım!

    Yemekten sonra masadan hemen kalkarım diye düşündüm ama kalkamadım, öylece kaldım. Sonra blog aklıma geldi, bir bakayım dedim. İstatistikleri ve her gün buraya gelenleri görünce kendimi size karşı fazlasıyla sorumlu hissettim ve bu metin bir anda dökülüverdi. Tamamen plansız gelişti. Planlasaydım olur muydu? Asla. Günlerdir planlıyorum ve bir türlü başaramıyordum zaten.

   Demek istediğim şu: ADHD/AuDHD zihninde motivasyon böyle bir şey. Nörotipik reçetelerdeki gibi "eve gel, duşunu al, yemeğini ye, kahveni yap, masaya otur, defteri aç ve yazmaya başla" döngüsü bizde çalışmıyor. Bizde her an, her yerde, bambaşka bir kaosun içinden fırlayabiliyor.

    Bazen de saatlerce hiçbir şey yapmadan donup kalabiliyorsun. Saat 3'te veya 5'te oturuyorsun, hop saat 10 olmuş; öylece kalakalmışsın. Tamamen istemsiz. Zamanın aktığının farkındasın ama bir yandan da sanki sonsuz vaktin varmış gibi garip bir rahatlık içindesin. Ardından gelsin telaşlar, vicdan azapları ve tabii ki çevrenin yapıştırdığı o etiketler: Tembel, üşengeç, düzensiz, başladığı işi bitiremeyen...

    Oysa içimizde kopan fırtına bambaşka. Ne kadar istesek de bazen o ilk adımı atamıyoruz, kilitleniyoruz. Yıllar öncesinden yarım kalan tek bir iş bile beynimizi kemirmeye devam edebiliyor.

     Bende durumlar tam olarak böyle. Sizde de durum bu mu, siz nasıl kilitleniyorsunuz?





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEHB’liler Neden Bazen Bir İşi Yapmak İçin Strese İhtiyaç Duyar Gibi Görünür?

DEHB ve Reddedilme Hassasiyeti: Neden Bu Kadar Derinden Etkileniyoruz?

DEHB ve Maskeleme: Görünmeyen Çabanın Yorgunluğu